Sürdürülebilirlik

Paris İklim Anlaşması

2015 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında kabul edilen, küresel ısınmayı 1,5–2°C ile sınırlandırmayı hedefleyen uluslararası bir anlaşmadır. Amaç, sanayi devrimi öncesi döneme göre artan sıcaklıkların geri döndürülemez iklim etkilerine yol açmadan kontrol altına alınmasıdır.Bu kapsamda ülkeler, kendi ulusal katkı beyanları doğrultusunda sera gazı emisyonlarını azaltma taahhüdü verirler.

Avrupa Yeşil Mutabakatı

Avrupa Birliği’nin 2050 yılına kadar ilk karbon nötr kıta olma hedefini ortaya koyan kapsamlı bir büyüme ve dönüşüm stratejisidir. Amaç, ekonomik kalkınmayı çevresel sürdürülebilirlikle uyumlu hale getirerek emisyonların azaltılması, kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi ilkelerini yaygınlaştırmaktır.

SKDM(Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması)

Yeşil Mutabakat’ın bir parçası olarak, AB sınırda karbon düzenlemesi mekanizmasını yürürlüğe koymuştur. Bu sistem, AB’ye ithal edilen ürünlerin karbon içeriğini dikkate alarak adil rekabet ve düşük karbon üretim teşviki sağlamayı amaçlar. Çimento, demir-çelik, alüminyum ve gübre gibi sektörler bu düzenlemeden doğrudan etkilenmektedir.

Türkiye için önemi

Türkiye, yüksek üretim hacmine sahip sanayi yapısı nedeniyle karbon yoğun ekonomiler arasında yer almakta; özellikle çimento, demir-çelik ve kimya sektörlerinde ortaya çıkan emisyonlar ülkenin toplam sera gazı salımının önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu durum, Paris İklim Anlaşması kapsamında üstlenilen 2053 net sıfır hedefini gerçekleştirmek için kapsamlı bir dönüşümü zorunlu kılmaktadır. Diğer yandan, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve bunun bir uzantısı olan CBAM (Carbon Border Adjustment Mechanism), Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne ihracatında yeni bir dönemi başlatmıştır. AB’ye ihracat yapan üreticiler, ürünlerinin karbon içeriğine göre vergilendirilecek; bu da düşük karbonlu üretim teknolojilerini benimsemeyen firmalar için ciddi mali yükler anlamına gelecektir. Dolayısıyla, sürdürülebilir üretim, enerji verimliliği ve yeşil kimya artık yalnızca çevresel bir gereklilik değil, Türkiye’nin rekabet gücünü koruması için stratejik bir zorunluluktur.

Petra’nın rolü

o Düşük karbonlu kimyasal çözümleri geliştiriyor
o Yeşil Mutabakat ve CBAM’a uyum sürecini kolaylaştırıyor
o Bilimsel bilgi ve teknoloji transferi sağlıyor
o Sürdürülebilir bir kimya ekosistemi kuruyor